Değeri Bilinmemiş Bir Uzay Macerası: PREY İNCELEME

Özellikle Dishonored ile gönüllerimizi fetheden Arkane Studios’un değerinin pek bilinmediğini düşündüğüm bir başka mükemmel eserine bakacağız bugün.

“Good morning Morgan, today is Monday March 15th, 2032”.

Prey, karakterimiz Morgan Yu’nun dünyada Transtar şirketi için bazı testlere girmesiyle başlıyor. Her şey yolunda gidiyor gibi gözüküyor, ta ki mimik saldırısı olana kadar. Ardından odamızda uyanıp camı kırdığımız zaman, her şeyin aslında bir simülasyon olduğunu görüyoruz. Hatta dünyada bile değiliz, uzaydayız. Oyun gerçekten mükemmel bir açılışa sahip, uzun zamandır böylesini görmemiştim. Bu mükemmel açılıştan sonra oyuna direkt ingiliz anahtarıyla (bir klasik) başlıyoruz ve tabii neler olduğunu merak ediyoruz.

HİKAYE

Şimdi hikayeye biraz derinlemesine girelim. Prey, John Kennedy’nin suikaste uğramadığı alternatif bir zaman çizelgesinde 2032 yılında geçiyor. Kennedy uzay bilimine çılgın yatırımlar yapıyor ve hem Amerika hem de Dünya bu konuda çok gelişiyor. İnsan ırkı uzayda birçok üs kuruyor. Fakat her zaman insanlığın aklındaki sorulardan biri olan “Evrende yalnız mıyız ?” sorusu bu evrende 20. yüzyılda cevaba kavuşuyor. İnsan ırkının uzaya yayılması bir başka canlı türünün dikkatini çekmesine sebep oluyor. Bu başka canlı türünün adı Typhon ve aşağıda neye benzediklerini az çok görebilirsiniz.

typhon türleri

Typhon, katıların, sıvıların ve gazların özelliklerini aynı anda sergileyen parlak, parıldayan gri-siyah bir maddeden oluşur ve şeklini değiştirmek için kolayca bunun yapısını ve sağlamlığını değiştirebilir.

Prey’in dünyasında nöromod denilen ve bazı yetenekleri (piyano çalmak, iyi futbol oynamak vb.) insanlara çok kolay bir şekilde kazandırabilen bir şey icat edilmiş durumda. Bu nöromodları icat eden Transtar firması bu teknolojiyle birlikte parayı kırıyor ve daha fazlasını istiyor ve bir uzay üssü kurup (bu uzay üssünün adı Talos 1) bu typhonların da özelliklerini nöromodlara yükleyerek insanlara satmak istiyor. Bu aynı zamanda insan ırkını çok güçlendirebilecek bir şey.

“Bizden sonra gelen insanlar daha zeki, daha güçlü, ölümsüz olacak. İsterlerse bizi yargılayabilirler, ama yaptığımız şeyler sayesinde var olduklarını bilecekler.”

Fakat işler yolunda gitmiyor, typhonlar üssün kontrolünü ele geçiriyor ve birçok insan ölüyor ve Karakterimiz Morgan Yu ile birlikte böyle bir ortamda oyunumuz başlıyor. Hikayenin gidişatında yaptığımız seçimler önemli bir rol oynuyor.

OYNANIŞ

Prey tam eski kafa bir rpg oyunu, bioshock ve half-life karışımı gibi biraz. Prey’in direkt ilk bahsetmek istediğim özelliği mimikler. Oyunun birçok videosunda da bunlar gösterildi ve bunlarla oyunun reklamı yapıldı daha çok. Mimikler oyunun temel mekaniklerinden birisi, bunlar Typhon ırkının bir türü ve half life’ta bulunan headcrableri hatırlatıyor direkt tip olarak.

mimik

İşte bu arkadaşlar şekil değiştirip, etrafta bulunan her nesnenin kılığına bürünebiliyorlar ve bu da oyun boyunca bizi tedirgin eden, oyundaki gerilimi sağlayan en büyük unsurlardan biri. Oyun boyunca etrafta gördüğünüz her şey, bir sandalye olabilir veya bir kahve bardağı ya da bir kutu, gördüğünüz her şeyin bir mimik olma ihtimali var. Bu da oyunu hem zorlaştıran hem de oyuna büyük korku ve gerilim unsuru katan şeylerden biri. Mimikleri anlattığımıza göre devam edebiliriz.

Prey için bir açık dünya oyunu diyebiliriz sanırım. Oyun Talos 1 uzay gemisinin içinde geçiyor fakat küçük bir alan sanmayın burayı. Burası dev gibi bir uzay istasyonu ve birçok bölgeden oluşuyor. Bu uzay istasyonunu keşfedip gizli hikaye parçaçıklarını bulmak da gerçekten oyuna keyif katıyor. Görevleri yapmanın ve bir yere ulaşmanın birçok yolu var Prey’de. Bir sandbox oyunu gibi birçok gidişat bulunuyor. Örneğin bir odaya girmek için o odanın şifresini öğrenebilirsin, hack yeteneğin yetiyorsa hackleyebilirsin, odanın anahtar kartını bulabilirsin veya o odaya gizli bir giriş olabilir, oradan geçebilirsin ama gizli girişin önünde diyelim dev bir konteynır var o zaman onu kaldırmak için ağırlık kaldırma özelliğini geliştirmiş olman gerekir gibi birçok etken var. Bu özellikleriyle Deus Ex serisini andırıyor direkt. Özellik demişken gelelim oyunun yetenek ağacına.

Yetenek Ağacı ve Envanter Yönetimi

Prey’in gayet çeşitlilik barındıran güzel bir yetenek ağacı olduğunu düşünüyorum. Oyunda yetenek ağacı sayfamızın adı Neuromods. Yani nöromod dediğimiz bu özellik kazandıran aletleri bularak skill geliştirebiliyoruz.

yetenek ağacı

Gördüğümüz gibi oyunun yetenek ağacı 6 bölüme ayrılıyor. İnsan özellikleri Bilim adamı, mühendis, güvenlikten oluşurken typhon özellikleri de enerji, morph ve telepati. İnsan özellikleri kısmında hackleme, ağırlık kaldırma, envanter genişletme, gizlilik, silah geliştirme vb. özellikler bulunurken typhon özellikleri ise bize uzaylıların yani typhonların özelliklerini kazandırıyor ve bunlarda kılık değiştirme (mimikler gibi biz de bir kahve bardağına veya bir mikroskoba dönüşebiliyoruz yani), yardımcı ruhlar çağırabilme, düşmanı kendi tarafına çekebilme, düşmanın özelliklerini devre dışı bırakabilme, ışınlanma gibi daha çok büyülü şeyler.

Oyunda bir de envanter yönetimi bulunuyor ve oyunun başlarında envanterinizi genişletmediğiniz zamanlar biraz zorluk yaşayabiliyorsunuz.

envanter

Resident Evil gibi envanterinizi doğru yönetmeniz gerekiyor. Oyunda birçok da yan görev bulunuyor ve yan görevlerde gerçekten üzerine düşünülmüş güzel hikaye barındıran görevler de çıkabiliyor. Bazı yaptığımız yan görevler ana hikayeye bile etki edebiliyor. Oyunun oynanış süresi konusuna da gelirsek, ben 30 saatte bitirdiğimi söyleyebilirim.

SONUÇ

Kısaca Prey eski tarz rpg oyunlarını seven biraz benim gibi eski kafa oyuncuların seveceğini düşündüğüm tarzda bir oyun. Özellikle Bioshock, Deus Ex serilerini sevenlerin çok beğeneceğini düşünüyorum ve kesinlikle tavsiye ediyorum. Tabii hikaye olarak onlar kadar kuvvetli değil bence fakat oynanış konusunda gerçekten onların seviyesine yetişebilmiş gibi Prey. Her şeyin hızla tüketildiği ve her sene birbirinin kopyası oyunların çıktığı böyle bir çağda, Prey gerçekten üzerine düşünülmüş, özgün ve YENİ bir oyun.

“We’re going to shake things up, Morgan. Like old times.”

Tunay Oer

Bilimkurgu ve Fantastik eserlerin delisi ve Rock müzik bağımlısı bir insan evladı :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir