Napolyon’un Sonu: Waterloo Savaşı

1814 yılında koalisyon güçlerine karşı aldığı yenilgi sonucu Elba Adası’na sürgüne gönderilen Napolyon, sürgünden kaçar ve kaybettiği her şeyi geri almak için ülkesinin başına geçer. Ancak Waterloo’da alacağı kesin yenilgi sonunda Napolyon’un planları yıkılacaktır.

Fransız Devrimi’nden Waterloo’ya Kadar Geçen Sürenin Aşırı Kısa Özeti

Fransız Devrimi sırasında devrimciler, o zamana kadar kurulu olan bütün düzen ve düzenin getirmiş olduğu despot kurallar konusunda köklü bir değişiklik yaparlar. Kilisenin ve soyluların halk üzerindeki baskısını kırarlar. Halk kendi kralına karşı gelmiş ve kazanmıştır. Bunu gören diğer Avrupalı devletler, devrimin kendi ülkelerine sıçramasını engellemek amacıyla Fransa’ya savaş ilan ederler. Devrimciler devrimi korumak amacıyla bir ordu kurarlar. Bu orduda görev yapan ve devrimin başından itibaren devrimi destekleyen Napolyon’un rütbesi 1793’de Toulon Kuşatması’nda gösterdiği başarılardan dolayı, Maximilien Robespierre tarafından tuğgeneralliğe yükseltilir.

Fakat Fransız Devrimi devrimcilerin kontrolünden çıkar ve işler karışmaya başlar. Devrimin başarısız olacağını düşünen liderler aşırı paranoyaklaşır. Devrimi korumak amacıyla baskıcı yollara başvururlar. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik vaadiyle devrime başlayan Robespierre, içinde bulunduğu durumun getirdiği büyük sorun ve sorumluluklar yüzünden sertleşmek zorunda kalır. Eski rejimin uygulaması olan sansürü tekrar yürürlüğe sokarlar. Halkın içine yerleştirdikleri gizli polislerle devrime karşı en ufak bir eleştiri yapan insanları idama yollarlar. Baskıcı rejimi yıkıp yerine özgür ve eşitlikçi bir düzen kurulmasını uman halk yavaş yavaş devrimden soğumaya başlar. Bunun üzerine ülke çapında devrim karşıtı ayaklanmalar baş gösterir. Bu ayaklanmaların hepsi acımasızca bastırılır. Örnek olarak Fransa’nın Vendée şehrinde çıkan büyük ayaklanma sonucu devrim karşıtı 130.000 kişi acımasızca öldürülür.

Ancak yaşanan büyük acılar ve ölümler, devrimci hükümet arasında da çatışmaya yol açar. Meclisteki vekiller, hükümetin muhalefeti bastırmak için ülkenin çeşitli bölgelerinde yaptıkları aşırılıklardan korku duymaya başlarlar. Gittikçe sertleşen Robespierre mecliste yaptığı bir konuşmada, komploya karışmış milletvekillerinin isimlerinin yazılı olduğu bir belgeye sahip olduğunu ve yarın bunu açıklayacağını söyler. Meclisi büyük bir korku sarar. Herkes listede kendi isminin olabileceğini düşünür. Ertesi gün Robespierre konuşma yapmak için kürsüye çıktığında onun sesini bastıracak bir gürültüyle karşılaşır. Vekiller yetkilerini elinden alır ve onu konvansiyondan atarlar. Başarısız bir intihar girişiminde bulunan Robespierre, arkadaşlarıyla birlikte tutuklanır ve idam edilir.

Maximilien Robespierre’in düşüşü olarak bilinen meclis konuşmasının tasviri (Charles Monnet)

Bütün bu olayların sonucunda yeni kurulan hükümet, Robespierre’e olan yakınlığıyla bilinen Napolyon’u tutuklar. Kısa süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılır ve Paris’te monarşi yanlılarının yaptığı ayaklanmayı başarılı bir şekilde bastırdıktan sonra, yeni hükümetin de güvenini kazanır. Alpler ordusunun başkomutanlığına getirilir ve Fransa Cumhuriyeti’ne karşı koalisyon kuran devletlerle savaşmak için İtalya’ya doğru yola çıkar. Yaptığı seferlerde büyük zaferler kazanır ve koalisyon devletlerini barışa zorlar. Gerekli finansal kaynağı işgal ettiği bölgelerden karşılayan Napolyon’un hükümetten finansal yardım istememesi de siyasi olarak öne çıkmasını sağlar. Yaptığı seferlerdeki başarılarıyla ismini duyurarak askerlerini, Fransız halkını, diğer generalleri ve siyasi kişilikleri etkileyen Napolyon’un kariyeri gittikçe şahlanmaktadır.

İtalya seferi (Nicolas-Antoine Taunay)

1798 yılında Mısır’ı ele geçirerek doğu ticaret yollarını kontrol altına almak ve Fransa’nın ezeli düşmanı olan Britanya İmparatorluğu’nun ticari gücünü kırmak ister. Fakat İngiliz donanmasıyla ve bölgenin zorlu coğrafi koşullarıyla başa çıkamaz. Fransız Donanmasının büyük hasar alması ve yerel halkın Napolyon ile iş birliği yapmaması sonucu Fransa’ya geri dönmeye karar verir.

Piramitler Savaşı (François-Louis-Joseph Watteau)

Seferin başarısız olmasına rağmen ülkeye dönüşü coşkuyla karşılanır. 9 Kasım 1799 yılında Napolyon ve diğer generaller, bunca olay sonucu kafası karışmış haldeki ülkenin yönetimini bir darbeyle ele alır. Anayasada değişiklikler yapılır. Ülkenin yönetimi üç konsülün eline bırakılır. Bunlardan en önemlisi olan birinci konsüllüğe de Napolyon getirilir. 7 Şubat 1800’de yapılan bir halk oylamasının sonucunda Napolyon ömür boyu konsül seçilir. Napolyon iktidara geldiğinde reformlarla ilgilenmeye başlamıştır. Hukuk, eğitim, ekonomi ve birçok alanda reformlar gerçekleştirmiştir. Azınlıklara haklar tanınmıştır. Günümüzde dahi bir çok ülkenin yasaları, Napolyon yasaları örnek alınarak yazılmıştır.

Fransız Devrim Savaşları’nı sonlandıran Napolyon 1804 yılında yapılan halk oylamasıyla kendini imparator ilan eder. Bunun üzerine bütün Avrupa’dan Napolyon’a tepkiler gelir. Çeşitli yerlerdeki sanatçılar, diplomatlar, generaller ve en çok da devrimciler tepki gösterir.

Napolyon’un savaş alanındaki başarılarını daha önce deneyimlemiş olan devletler, imparator olması sonucunda ona karşı koalisyon kurarlar. Britanya İmparatorluğu’nun çabalarıyla kurulan koalisyona Avusturya, Prusya, Napoli ve İsveç katılır.

Ne yaparsa yapsın İngiliz donanmasıyla baş edemeyen Napolyon, Britanya’yı yenemeyeceğini anlayıp onun yerine müttefiklerini dize getirme yolunu seçer. Bütün Avrupa’ya diz çöktüren Napolyon 1807 yılında Fransa’yı Avrupa’nın en güçlü devleti durumuna getirir.

1812 yılında Rusya ile savaşa giren Fransız ordusu Napolyon önderliğinde Moskova’ya kadar ilerler. Ancak Ruslar geri çekilmeden önce Moskova’yı yakmıştır. Ordusunu barındıracak bir alan bulamayan Napolyon Fransa’ya geri çekile kararı verir. Kara kışta barınacak yer bulamayan Fransız ordusunun dörtte üçünü kaybeder.

Rusların geri çekilirken yaktığı bölgeler kırmızı renkle gösterilmiştir.

Aldığı büyük kayıp sonrasında ordusunu toparlayacak yeterli zaman bulamayan Napolyon, koalisyon güçlerinin Paris’e dayanmasıyla imparatorluktan çekilir ve 1814’te Elba Adası’na sürgüne yollanır.

Adadan Kaçış

İnanılmaz bir keder içindeki Napolyon yenilgiyi kaldıramaz. Bunca şeyden sonra yaşadığı başarısızlık sonucu depresyona girer. Sürgündeyken eski eşi olan Josephine’nin ölüm haberini alması üzerine kendisini odasına kilitler ve 2 gün boyunca çıkmaz.

Kendisinin Atlantik Okyanusu’ndaki bir adaya sürgün edileceğine dair söylentiler duyan Napolyon, kendi hizmetindeki 600 muhafızının desteğiyle birlikte, küçük bir gemiye binip adadan kaçar. Fransa anakarasına çıktığında onu durdurmak için gönderilen askerlerle karşılaşır.

Onu durdurmak için gönderilen birliğin karşısına çıkar ve ”İşte imparatorunuz, isterseniz vurun!” diye bağırır. Askerler onu vurmaz. Çok az siyasi desteği olduğunu fark eden Louis XVIII, tahtını bırakıp Belçika’ya kaçar. Napolyon ise kısa sürede tekrardan imparator olur.

Koalisyon devletler onun kanun kaçağı olduğunu ve onu tahttan indirmek için her şeyi yapacaklarını söylerler. Britanya İmparatorluğu, Avusturya, Prusya ve Rusya Napolyon’a karşı savaşmak için birleşir.

Dünya’nın Kaderini Belirleyecek An: Waterloo Savaşı

Napolyon iktidarda kalmak için tek şansının koalisyon devletlerini toparlanamadan yok etmesi gerektiğini biliyordu. Napolyon ile savaşmak için toplanmış İngiliz ordusu, Belçika’da Prusyalıları bekliyordu. Britanya’nın topladığı bu orduda İngiliz, İskoç, Hollandalı, Belçikalı ve Alman prensliklerinden toplanan farklı milletlerden askerler bulunuyordu.

Napolyon, düşman ordusunun bulunduğu Belçika üzerine yürümeye başladı. Daha önce savaştığı ve yenildiği İngiliz ordusundaki askerler başka bir bölgeye yollanmıştı ve Belçika’da toplanan ordunun yeterince tecrübeli olmadığını düşünüyordu. Belçika’da bulunan İngiliz ordusunu denize dökmeyi planlıyordu. Böylece Rus ordusu bölgeye ulaşana kadar hazırlanmak için fırsat bulacaktı. Ayrıca bölgede bulunan halkın Fransızca konuşuyor olmasından dolayı da yerel halkın desteğine güveniyordu.

Waterloo’ya doğru yürüyen Napolyon savaştan 2 gün önce, Gebhard Leberecht von Blücher komutasındaki Prusya ordusuna rastladı. Ligny Muharebesi olarak bilinen savaşta Napolyon’un ordusu galip geldi ancak Prusya ordusunun tamamını yok edemedi.

18 Haziran 1815 yılında Waterloo’da bekleyen İngiliz ordusunun başında bulunan Arthur Wellesley gece yarısından sabaha kadar mektup yazmıştı. Napolyon hücüm konusunda ne kadar başarılı bir komutansa Wellesley’de savunma konusunda o kadar başarılı bir komutandı. Prusya ordusunun başında bulunan Blücher’den en az bir kolordu sağlarsa savaşacağını aksi taktirde Brüksel’e çekileceğini söylüyordu. Prusyalı komutanların yaptığı bir konseyde Blücher, Wellesley’in planına güvenmeyen August Neidhardt von Gneisenau’yu, Wellesley’in ordusuna katılmaya ikna etti. Blücher, Wellesley’e sabah kendisine 3 kolorduyla destek vereceğine dair bir mektup yazdı.

Sabah 6’da Wellesley, birlikleri teftiş için savaş alanına çıkmıştı. Beklediği destek hala alana ulaşmamıştı. Ligny Muharebesi’nde yenilen Prusya ordusu çok uzak bir bölgeye geri çekilmişti ve hazır hale gelmesi çok zaman almıştı. Savaşa katılmamış ve iyi durumda olan Prusya ordusu da uzun süredir yürüyordu ve gece yağan yağmur ilerlemeyi zorlaştırmıştı.

Diğer taraftan Napolyon’a, Grouchy’nin birliğinin ana kuvvete katılabilmesi için geri çekilmek önerildi. Ancak Napolyon bunu reddetti.

Napolyon, süvari ve topçuların manevra yapmasını engelleyen ıslak zeminden dolayı savaşı geciktirmişti. Saat 10’da Grouchy’e Wavre’ye ilerlemesini ve Prusyalılar Waterloo’ya ulaşmadan önlerini kesmesi gerektiğini yazan bir mektup gönderdi. Napolyon’un amacı İngiliz ve Prusyalı orduları birbirinden ayırmak ve ayrı ayrı yok etmekti.

Waterloo’daki orduların konumları. Napolyon komutasındakiler mavi, Wellesley komutasındakiler kırmızı renkte. (Kaynak)

Savaş alanı genişliği 1km civarında olan bir vadiyle ayrılmış 2 alçak tepeden oluşuyordu. Wellesley ilk savunma hattını Mont-Saint-Jean köyünün güneyindeki yolun gerisine kurmuştu. Alanda bulunan büyük çitler çok iyi bir koruma sağlıyordu ve askerler bunları Fransız toplarının ateşlerinden korunmak için kullandılar. Ana hattın 450 metre kadar ilerisindeki 2 çiftlik evine de birlikler yerleştirildi. Daha az önemli olarak gördüğü ileri karakollara ise Hollanda ve Belçikalı birlikleri yerleştirmişti. Beklenilen destek birliği ise hala gelmemişti. Wellesley araziyi her ne kadar ustaca kullansa da, kendilerinden sayıca üstün olan Napolyon’un birliklerini akşama kadar tutamayacağını biliyordu.

Savaşı hangi tarafın başlattığı tam olarak bilinmese de ilk ateşi saat 11:30 civarında Fransız topçuların attığı düşünülüyor. Napolyon ilk saldırıyı düşman birliğinin merkezi yerine Hougoumont bölgesine yaptı. Bu saldırının kolay ve çabuk olması beklenirken bütün savaş boyunca sürdü ve Hougoumont savaşın sonuna kadar Wellesley’in elinde kaldı. Savaşın ilk bir buçuk saati sadece Hougoumont saldırısıyla sınırlı kaldı. Bu saldırının ardından Napolyon düşman merkezine top atışı için emir verecekken doğudan gelen 30000 kişilik Prusya ordusunun Waterloo’ya ilerlediğini öğrendi.

İngilizlerin beklediği desteğin sonunda ulaştığını anlayan Napolyon, daha önce Wavre’ye gönderdiği Grouch’yi geri dönmesi ve ana orduya katılmasını emreden bir mektup gönderdi ancak mesajın ona ulaşması saatler sürdü. Zaten Grouchy’nin birliği Wavre’deki Prusya birlikleriyle savaşıyordu ve ne yaparsa yapsın zamanında Napolyon’a ulaşamazdı.

Napolyon hala Prusyalılar savaş alanına ulaşmadan Wellesley’i yenebileceğini düşünüyordu. Prusya ordusunu yavaşlatmak için önlerine iki süvari birliği ve arkalarına Georges Mouton komutasındaki bir kolordu gönderdi. Saat 13:30’a kadar hazırlıklar tamamlandı ve ardından topçu birlikleri Wellesley’in ordusunun merkezine ateşe başladı. Topçu ateşinin ardından Michel Ney ve Jean-Baptiste Drouet d’Erlon komutasındaki 18000 piyade düşman merkezine doğru ilerlemeye başladı. İlerleyen piyadelerin düzeni alışılmışın dışında olduğundan topçu ateşinden fazla etkilenmediler. Bunun üzerine Wellesley, Henry Paget komutasındaki süvari birliklerini piyadelerin üzerine yolladı. Böylece piyadeler geri çekilmek zorunda kaldı. Piyadeler gayet başarılı bir şekilde geri çekildi ancak süvarileri gerektiği bölgede durdurmayı başaramadılar. Saldırının başarısıyla şımaran Lord Edward Somerset ve Sir William Ponsonby, geri çekilmeleri için yapılan çağrıyı görmezden gelip hücumu sürdürdü. Ponsonby saldırı sırasında bir Fransız askeri tarafından öldürülünce onun birliğindeki süvarilerin üçte biri gereksiz yere öldü. Tüm bunlara rağmen, gelen Fransız atağı püskürtülmüştü.

Waterloo’daki İskoç hücumunun bir tasviri (Elizabeth Thompson)

Ana hattın önünde bulunan iki çiftlik evinin hala alınamaması savaşı Fransızlar adına kötü etkiliyordu. Savaşın başından beri Hougoumont’a yapılan atakta İngilizlere karşılık Fransız kayıpları daha fazlaydı. Gözünü diğer çiftlik evine çeviren Napolyon, La Hate Sainte’nin hızlıca ele geçirilmesini emretti. Çiftlik evine hücum eden 2 piyade tugayı bölgeyi ele geçirememiş ve geri püskürtülmüştü.

Napolyon’un zamanı daralıyordu. Gelen her başarısızlık haberi onun sonunun yaklaştığının da haberiydi. Bütün başarısızlıkların sonucunda Napolyon, süvariler için çok tehlikeli olan bir planı harekete geçirdi. Wellesley’in ordusunun merkezindeki bazı hareketlilikten dolayı cephenin zayıfladığını zanneden Napolyon süvarilerin saldırı emrini verdi. Süvari atağına karşı piyadelerden bir savunma hattı kuran Wellesley, uzun süre süvarileri tuttu. Süvariler her ne kadar kararlı ve etkili şekilde saldırsalar da onları destekleyecek bir topçu birliğinin olmaması işlerini zorlaştırıyordu. Ardından gelen İngiliz topçu birlikleri Fransız süvarilerine ağır hasar vermeye başlamıştı.

Fransız ordusunda zırhlı süvari olarak görev yapan Antoine Favreau, göğsüne isabet eden bir top mermisi yüzünden öldü.

Fransız süvarilerinin saldırısı çok etkili olabileceği halde Fransız komutanların arasındaki iletişim sorunları yüzünden çok fazla hata yapıldı.

11 saatlik yürüyüşün ardından saat 16:30’da Fransız ordusunun sağ kanadından yaklaşan Prusya ordusu da, doğudaki Fransız süvari birliğine ateş açtı. Georges Mouton, diğer birlikleri gelene kadar Prusyalılarla savaşma kararı verdi ve sayıca az olmasına rağmen konumunu korudu. Uzun süre Prusyalıları tutan Mouton, sayıları gittikçe artan Prusyalılar karşısında geri çekilmeye başladı. Napolyon, Guillaume Philibert Duhesme komutasındaki askerleri, Mouton’a destek amaçlı gönderdi. Bu yardım sağ kanattaki tehlikenin biraz yumuşamasını sağladı.

Bütün bunlar olurken iki saat önce gönderilen süvari birlikleri hala çaresizce savunma hattını yarmaya çalışıyordu. saat 18:00’da Wellesley’in üzerine yapılan son bir atak sonucu Fransız birlikleri ağır topçu ateşiyle karşılaşmış ve büyük kayıplar vermişti. Buradan sonuç alamayacağını anlayan Michel Ney gerideki La Haye Sainte çiftlik evine saldırdı ve ele geçirdi. Buranın alınması sonucu İngiliz ordusunun merkezine atılan toplar ağır hasar vermeye başlamıştır.

Fransızlar tarafından ele geçirilen çiftlik evi (Richard Knötel)

Fransız ordusu bir başka Prusya ordusunun daha gelmesini göze alamazdı. Acele bir şekilde Wellesley’i yenmeliydi. Wellesley’in durumu da çok iyi değildi. Kaynakları tükenmek üzereydi. İngiliz ordusu saatlerdir ağır Fransız ataklarına karşı savunma yapıyordu. Ölümler dışında savaşın ağırlığı yüzünden yorulan ve korkan askerlerin bir kısmı kaçmış, bu da savunma hattının zayıflamasına sebep olmuştu. Her iki tarafın komutanları da bu savaşın, Dünya’nın kaderine yön vereceğinin farkındaydı.

Michel Ney, İngiliz ordusunun merkezindeki sarsılmayı fark etti ve Napolyon’dan destek istedi. Napolyon ona destek göndermeyi reddetti. Prusyalılar yüzünden ordunun sağ kanadında zorluklar yaşanıyordu ve Napolyon elindeki birlikleri o bölgeye yardım amaçlı tutuyordu.

Saat 19:00’da sağ kanadı güvence altına alan Napolyon tekrar savaşın merkezine odaklanmaya başladı ve Ney’in istediği birlikleri gönderdi. Ancak bu süre içinde Wellesley cephelerde açılan boşlukları kapatmıştı. Prusyalı general Hans Ernst Karl, Wellesley’in birliğine ulaşmış ve gerekli ihtiyaçlarını karşılamıştı.

Wellesley tepenin sırtlarındaki umutsuzca saldırı yapan Fransız askerlerini temizledi. Fransız ordusu her iki cephede de düzensiz bir şekilde geri çekilmeye başladı. Bunun üzerine Wellesley genel bir ilerleme emri verdi. Saat 20:30 civarında İngiliz ve Prusya ordusu birleşmeyi başarmıştı.

Artık yapacak bir şey kalmamıştı. Bazı kaynaklarda kaçan askerlerin Napolyon’a nereye diye sorduğunu Napolyon’un da ” Paris’e, gerisini Tanrı bilir.” dediği söylenir.

Savaşın sonunda kaçan Fransız ordusunun çoğunluğu ya imha edilmiş ya da esir düşmüştür. Kayıplar ise Fransız tarafında 48000 civarıyken, İngiliz ve Prusya kayıpları toplam 24000 civarındadır. Bütün savaş boyunca Fransız komutanların arasında bulunan iletişim bozuklukları aksine İngiliz ve Prusyalı generallerin başarılı iletişim kurmaları savaşta çok etkili olmuştur.

Bazı kaynaklarda Napolyon’un savaş sırasında çok yorgun ve hasta olduğu ve çok fazla kararsız kaldığı yazar.

Savaştan Sonra

Savaşın ardından Paris’e dönen Napolyon tahttan çekildi. Prusyalı birliklere Napolyon’u ölü ya da diri ele geçirilme emri verildiğini öğrendiğinde Amerika’ya kaçmak ister ancak limanda İngiliz donanmasıyla karşılaşır. Kaptan Frederick Lewis Maitland’a teslim olur ve Atlas Okyanusu’ndaki Saint Helena adasına sürgüne yollanır.

Söylenilenlere göre orada, hüzün ve acı içinde 51 yaşındayken mide kanserinden ölür.

Kaynaklar:

Wikipedia, Battle of Waterloo, Adres: https://en.wikipedia.org/wiki/Battle_of_Waterloo

Wikipedia, French Revolution, Adres: https://en.wikipedia.org/wiki/French_Revolution

Wikipedia, Napoleon, Adres: https://en.wikipedia.org/wiki/Napoleon

The Editors of Encyclopaedia Britannica, Battle of Waterloo, Adres: https://www.britannica.com/event/Battle-of-Waterloo

History.com Editors, Battle of Waterloo, https://www.history.com/topics/british-history/battle-of-waterloo

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir