LOGAN: Wolverine’in Son Yolculuğu

James Mangold‘un yönetmenliğini yaptığı Wolverine‘in son filmi “Logan” 2017 yılında çıktığında hepimizi şaşırtmıştı. O dönem çıkan harika fragmanları beklentiyi aşırı yükselttiği gibi, filmin +18 olarak da açıklanması bu kez farklı bir şey geldiğini belli ediyordu ve Logan gerçekten de ciddi senaryosuyla ve ağırlığını ortaya koyan karakter odaklı hikayesiyle diğer süper kahraman işlerinden ayrı bir potada duruyor.

Konu

Artık süper kahramanların, mutantların ve X-Men‘in olmadığı bir evrende Logan, Charles Xavier (Profesör X) ve Caliban içlerine kapanmış, sakin ve bir o kadar da sefil bir hayat yaşamaktadırlar. Logan şoförlük işi bulmuş ve parasını kazanarak geçimlerini sağlarken bir yandan da yaşlı ve bunamış Charles ile uğraşmaktadır. Ancak Logan’ın bu beladan uzak yaşamı; küçük, mutant bir kız olan Laura ile yollarının kesişmesiyle son bulacaktır. Logan, Charles ve Laura hem peşlerindeki adamlardan kaçmakta hem de bir yandan mutantların güvenle yaşayabileceği “Cennet” isimli bölgeye, Kuzey Dakota‘ya doğru yolculuğa çıkarlar.

Logan filmi ağırlıklı olarak “Old Man Logan” çizgi romanından esinlenildi. Fakat tek esin kaynağı bu değil. Old Man Logan çizgi romanında X-23 (Laura) karakteri yer almıyor. Yani buradaki gibi bir baba, kız hikayesi durumu yok. Yani Logan filmi ağırlıklı olarak arka plan hikayesini Old Man Logan çizgi romanından almış olsa da aslında karma bir senaryo. Old Man Logan ve X-23 çizgi romanlarından esinlenerek yaratılmış yeni bir senaryo.

X-Men Ekibi Nerede?

Logan ile ilgili en büyük soru filmin öncesinde ne olduğu. Süper kahramanlara, X-Men’lere ne oldu? Old Man Logan çizgi romanına göre Mysterio bir ilüzyon yaratarak Wolverine‘in süper kahramanları, dostlarını öldürmesini sağlıyordu. Fakat Logan filminde bu konu daha farklı.

kahramanların düştüğü gece

Logan filminde bu olay detaylı işlenmemiş olsa da birkaç diyalogla neler olduğu aktarılıyor. Bu filmde kahramanların yok oluşundan sorumlu olan kişi Wolverine değil. Süper kahramanların ölümünden sorumlu olan kişi Charles. Charles çok güçlü bir telepati yeteneğine sahip. Filmde de dünyanın en güçlü beyni diye aktarılıyor zaten ve dünyanın en güçlü beyni hastalanarak büyük bir silaha dönüşüyor. Artık yaşlanmış olan Profesör X hasta durumda. Doksanlı yaşlarında, bunamış ve beyninde Alzheimer veya başka bir hastalık var. Filmde de Doktor Rice “Alzheimer mı Als mi?” diye soruyor zaten. Bu yüzden de Charles sürekli nöbetler geçiriyor. Artık gücünü kontrol edememeye başlıyor. İşte filmimizin başladığı dönemden 1 sene önce de o büyük “Westchester Olayı” yaşanıyor. Kahramanların sonunun ne şekilde geldiği Charles’ın ölmeden önce söylediklerinde net bir şekilde açığa çıkıyor.

“Ben bir şey yaptım. Ağza alınmayacak bir şey. Westchester’da olanları hatırladım. Bu benim birilerine ilk zarar verişim değil.”

Bu büyük Westchester Olayında 600’e yakın kişi yaralanıyor ve X-Men‘in birçok üyesi ölüyor. Aynı zamanda Profesör X’in üstün yetenekli gençler okulunun kalıcı olarak yok olmasına neden oluyor. Sonuç olarak Charles Xavier’in beyni ABD hükümeti tarafından “kitle imha silahı” ilan ediliyor ve bu yüzden de Logan ile birlikte ABD-Meksika sınırının yakınlarında, Meksika’da saklanmak zorunda kalıyorlar.

Mutantlar… Artık yoklar.

Film daha açılış sahnesiyle ne kadar vahşi ve karanlık olacağını bizlere gösteriyor. Açılış sahnesinin ardından Logan’ın şoförlük yaptığını ve dünyanın durumunu görüyoruz bir yandan jenerik akarken. O sahneler de gerçekten sinematografik olarak çok iyi.

Karakterler

Ana karakterimiz Logan artık hayata küsmüş durumda. Hiçbir umudu kalmamış, şoförlük yaparak parasını kazanıyor. Charles ve Caliban ile birlikte Meksika’nın ABD sınırında fabrika gibi bir yerde yaşıyorlar. Logan yaşlı ve hasta olan Charles’a nöbet geçirmemesi için sürekli ilaç getiriyor. İçerisindeki adamantium Logan’ı yavaş yavaş zehirliyor, yani kendisi de Charles gibi hasta diyebiliriz. Artık yaraları daha yavaş iyileşiyor. Yorgun düşmüş olan Logan, bu hikayede artık ölmek istiyor. Hatta bunun için kendisini öldürebileceği tek şeyi, adamantiumdan yapılma bir mermiyi saklıyor. Caliban ise Logan’ın yardım isteğini kabul etmiş ve 1 senedir onlarla birlikte kalıyor. Logan’ın yokluğunda Charles’a bakıyor. Caliban iz sürücü bir mutant olduğu için, Laura’nın peşindeki adamlar Caliban sayesinde bizimkileri takip edebiliyorlar. Caliban’ı yakalayıp, işkence uygulayarak ona iz sürdürtüyorlar.

Charles Xavier ise yaşlanmış, bunamış ve hasta durumda. Sürekli ilaçlar alıyor, alzheimer’ı var. Fakat güçleri hala işe yarıyor gibi görünüyor. Charles, bir mutant var diyor, Logan ise ona inanmıyor bunadığı için. Ama en sonunda Laura çıkageliyor. Laura karakteri laboratuvarda doğup büyümüş bir mutant. Laboratuvarda bir ölüm makinası olarak yetiştiriliyor, dışarıdan habersiz bir şekilde. O yüzden dış dünyaya karşı şaşkın bir tavrı var.

Birçok şey karşısında şaşırıyor ve iletişim kabiliyeti de zayıf. Zaten İngilizce bilmiyor. Charles onunla bazen İspanyolca konuşuyor. Fakat henüz 11 yaşında olmasına rağmen aşırı vahşi ve tehlikeli. Laura, Logan’ın DNA’sı kullanılarak yaratılmış bir karakter. Yani Logan’ın kızı hatta klonu gibi diyebiliriz. Filmdeki karakterlerin hepsi uzun uzun işlenip, anlatılıyor. Hatta karakterlerin psikolojisine de derinlemesine giriyoruz. Bu hayattan bıkmış olan Charles’ın zor durumunu gördüğümüz gibi özellikle Logan’ın psikolojisi seyirciyi içine çekiyor. Karakterlerin psikolojisini aktarma da kaliteli diyalogların da büyük etkisi var tabii.

Tanrı’nın Hatası

Bu filmin evreninde 25 yıldır yeni mutant doğmuyor. Yani mutantların soyu artık tükenmek üzere. Zaten Westchester Olayı ile sayıları çok az kaldı. Fakat hükümet kendi ölüm makinalarını yaratmak için laboratuvarda araştırmalar yapıyor. Çocukları deneylerde kullanıp, onları bir asker gibi yetiştiriyorlar. Kendileri dna kullanarak mutant klonlar yarattığı gibi yeni doğan mutant varsa onları da hemen kontrolleri altına alıyorlar sanırım. Böyle bir ortamda Charles yeni biri var dediğinde, Logan şöyle diyor:

“Her zaman Tanrı’nın planının bir parçası olduğumuzu düşünmüştün. Ama belki de, biz Tanrı’nın hatasıyızdır.”

Bu sözden sonra Charles, Logan’ın yüzüne bakıp “Tam bir hayal kırıklığısın.” diyor. Charles, bu pes etmiş Logan’ı sevmiyor. Yaşadıkları bu hayatı sevmiyor. Zamanında tüm X-Men’i bir araya getiren ve üstün yetenekli çocuklar için bir okul açmış, hatta Logan’a bile bir aile vermiş olan Charles, X-Men’e halen inanıyor. Logan’ın ise bu halini gördükçe umudu azaldığı gibi onu bir hayal kırıklığı gibi görüyor.

Yolculuk

İlk başta kızı umursamıyormuş gibi gözükse de Laura‘nın da gerçekten bir mutant olduğunu hem de kendisi gibi bir mutant olduğunu görünce Logan’ın içinde ufaktan bir kıvılcım yanıyor diyebilirim. Duygularını hiç dışa vurmasa da biz bunu az çok anlıyoruz yani. Kız pençelerini çıkarıp adamlara karşı koymaya başladığında Logan da ona yardım ediyor en sonunda. Tabii bunu sadece Laura kendisi gibi bir mutant diye yapmıyor da olabilir. Logan artık eskisi gibi bir kahraman olmasa da hala içinde iyi biri olabilir. Sadece onu kurtarmak için, iyilik için de yapıyor olabilir bunu. Charles, Logan ve Laura adamlardan zar zor da olsa kurtulmayı başardıktan sonra uzun bir kaçış yolculuğu başlıyor ekibimiz için.

Laura’nın kim olduğunu, nereden geldiğini, mutantlara ne olduğunu ve laboratuvar araştırmalarının hepsini ise Laura’yı Logan’a getiren ve o laboratuvarlarda çalışmış olan hemşire Gabriela’dan kalan telefondaki video sayesinde öğreniyoruz. Bu arka plan hikayesinin hepsini bir telefon videosundan öğrenmemiz biraz kolaya kaçmak gibi olmuş olsa da bu hikaye başka nasıl seyirciye aktarılabilirdi ben de emin değilim tabii. O yüzden pek de sıkıntı değil benim için.

“Gerçek dünyada insanlar ölür. Böbürlenen hiçbir taytlı pislik de buna engel olamaz. Bunlar çocuk masalları.”

Bu yolculuk boyunca karakterlerimiz arasındaki diyaloglar gerçekten yüzümüzü güldürüyor. Çocuk, baba ve dede gibi bir düzen kuruluyor gerçekten de. Bu yolculuk boyunca aralarında yaşananlar ve diyaloglar karakter ilişkilerini çok güzel bir şekilde kuvvetlendiriyor. Özellikle Charles‘ın sanki aceleleri yokmuş, peşlerinde kimse yokmuş gibi davranması, çiftliktekilere yardım edelim diyip bir de onların evinde yemeğe kalmak istemesi felan, sanki son günlerini yaşıyormuş ve güzel yaşamak istiyormuş gibi bir izlenim bırakıyor. Bir senedir bir tankın içinde yaşadığı için tabii biraz mutluluğu hak ediyor. O çiftlikte yedikleri yemekteki diyaloglar, eski günlere yapılan göndermeler ve gülümsemeler gerçekten seyircinin de yüzünü güldürüyor.

“Logan, yaşamak diye buna denir. Bir yuva, birbirini seven insanlar, güvenli bir yer. Biraz kendine zaman ayır ve bunu hisset. Logan… Hala vaktin var.”

Filmde kötü adam olarak ise yine laboratuvardan çıkma bir klon çıkıyor karşımıza. Bu klon da birebir Logan‘ın klonu. Yetenek olarak da dış görünüş olarak da her şeyiyle aynı. Ama bu duygusuz, tamamen öldürmek için yaratılmış ve onu yaratan doktoru babası gibi gören bir yaratık. Ve Logan artık eskisi kadar güçlü olmadığı için X-24 isimli bu klon Logan’dan da güçlü tabii ki. X-24 ilk olarak çiftlikte Charles‘ı yatağında yatarken öldürdüğü sahnede gözüküyor. Önceden görmediğimiz için de gerçekten seyirciyi şaşırtıyor o bölüm. Çünkü X-24, birebir Logan gibi gözüken bir klon dediğim gibi.

Eğer orada Charles ölmüş olsaydı gerçekten çok üzücü bir durum olacaktı. Çünkü kendisine bunu yapanı Logan sanacaktı. Ama neyse ki Charles hemen ölmüyor ve Logan’ın ona yetişip “Ben yapmadım, ben değildim.” deme fırsatı oluyor. Fakat Charles yine de daha fazla dayanamayıp ölüyor. Uzun zamandır birlikte olduğu Charles’ın ölümünden sonra Logan çok sinirleniyor ve çiftlikte onu tekrar vahşi Wolverine olarak görüyoruz. Charles‘ın vedası da gerçekten üzücü oluyor.

Charles’ın ölümünden sonra Logan ile Laura, yola iki kişi devam ediyorlar.

Bu yolculuğun sonunda gerçekten de Kuzey Dakota da başka mutantların da olduğunu görüyoruz. Aynı Laura gibi laboratuvardan kaçmayı başarabilmiş olanlar orada toplanmış. Tekrardan X-Men gibi bir ekip görüyoruz. Burdan sonra Logan, çocukların Cennet isimli var olduğu bilinmeyen bölgeye gitmelerini bekliyor, sonra da kendisi dönmeyi düşünüyor. Zaten çok kötü durumda olan Logan, kıza istediğini veriyor. Onu Kuzey Dakota’ya arkadaşlarına getiriyor ve işinin bittiğini söylüyor. Bu yolculukta sevdiği herkesin de başına kötü şeyler geliyor.

Çocuklar Cennet isimli bölgeye doğru tam yola koyulduklarında peşlerindeki adamlar da yetişiyor ve uykusundan uyanıp çocukların gittiğini ve adamların arabalarla geldiğini gören Logan tüm gücüyle koşuyor. Logan son bir kez daha vahşi Wolverine olarak karşımıza çıkıyor işte burada ve gerçekten Wolverine’in son dövüşü de çok vahşi ve epik oluyor. Çocukları kurtarmayı başarsa da en sonunda X-24 ile olan dövüşünde çok ağır yaralanıyor. En sonunda Logan’ın intihar etmek için sakladığı o tek adamantium mermisi ile X-24’ü Laura öldürüyor. Fakat artık yaraları iyileşmeyen Logan‘a işte burada veda ediyoruz. Ve özellikle sonunda Laura’nın haç işaretini X yaptığı anda müziğin yükselmesiyle beraber gözlerimiz yaşlanmaya başlıyor. Gerçekten çok iyi düşünülmüş bir sahne. Çizgi romandaki Cennet isimli bölgenin gerçekten var olup olmadığı ise ucu açık bir şekilde bırakılıyor ve film Logan‘a veda ile son buluyor.

“No More Guns in The Valley”

Logan, görsel tarzı, sanat tasarımı, noir havası, müzikleri ve hikaye anlatımıyla beni gerçekten çok etkileyen bir film oldu. Zaten bu hikayedeki Logan karakterine bakarsak bir süper kahraman gibi de değil. Hugh Jackman, Dafne Keen ve Patrick Stewart üçlüsü de gerçekten oyunculuk şöleni sergiliyorlar diyebilirim. Wolverine‘in ve Hugh Jackman‘ın böyle kaliteli bir filmle veda etmesi gerçekten mutluluk verici.

Tunay Oer

Bilimkurgu ve Fantastik eserlerin delisi ve Rock müzik bağımlısı bir insan evladı :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir